20 Haziran 2007 Çarşamba

NEDENSİZ SEVGİ

Ali Sarıgül

Sevgi sözcüğü, insanlar tarafından yüz yıllar boyunca en çok tüketilen ve o oranda da tahrip ve istismar edilmiş olan bir sözcük. Sevgililer, birbirlerini sevdiklerini söylerler bıkıp usanmadan. Anne-baba çocuklarını, çocuklar anne-babalarını sevdiklerini söyler. Bir çok insan karşısındakini uyarmak için bir şey söyleyecek olsa “seni severim, bilirsin” gibi ilginç bir cümleyle konuşmasına başlar. Komşular birbirlerini, iş arkadaşları birbirlerini sever görünürler. Bir ülkenin çocukları vatanı-milleti sevme güdüsüyle yetiştirilirler. Toplum, nelerin sevilip nelerin sevilmeyeceğinin görünmez listelerini kazır insanların beyinlerine.

Milyarlarca insanı etkileyen ve yönlendiren dinlerin kutsal kitapları, hep sevgiden söz ederler, en çok da Tanrı sevgisinden. Diğer yönden spritül akımların mensupları da bu zavallı sevgi sözcüğünü öylesine ifrat derecesinde kullanırlar ki insanın sevmeyesi gelir hiçbir şeyi.

Sahi nedir bu sevgi denilen şey? Birisi çıkıyor karşınıza ve sizi sevdiğini söylüyor. Nereden bileceksiniz o kişinin sizi gerçekten sevdiğini? Dışa vurduğu duygusunun, sevgi olup olmadığını nasıl bileceksiniz ?

Eğer dikkatle incelenirse “seviyorum” diyen insanların, büyük çoğunluğunun sevgisi, bir nedene, bir amaca, bir çıkara, bir isteğe, bir beklentiye dayanır. Bunun istisnası çok azdır. Sevgililer birbirlerini sevdiklerini söylerken, aynı zamanda sevilmeyi beklerler. Kural şudur: “Sev beni seveyim seni”. Hatta sevgililerini çok sevdiklerini söyleyen bazı aşıklar terk edildiklerinde bu marazi sevgileri nedeniyle onları öldürmekten çekinmezler. Anne-babalar çocuklarını severken aynı zamanda onlardan beklentilerini yerine getirmelerini isterler. Çocuklar verilen buyruklara, konulan kurallara uymalıdır. Yoksa anne-babanın sevgisini kaybetme tehlikesi onları beklemektedir. Çocuklarını bütünüyle özgür bırakarak onları sevmeye devam edebilen kaç anne-baba vardır dersiniz? Doğaldır ki çocuklar da anne-babalarını severken onlar da beklenti içindedirler. Çocuk sevilmek ister. Çünkü bu onlara gösterilen ilginin bir göstergesidir. Anne-babadan ilgi görmek ise hayatta kalmak için gereklidir. Hatta bütün ev hayvanları sahiplerini “severler” . Bunun nedeni sahiplerinin onları besleyen “el” olmasıdır. Komşunu sever görünürsün, çünkü komşunla iyi geçinmek çıkarınadır. Vatanını milletini seversin, çünkü sürüden ayrı düşmemek işine gelir.

Bir kişi, (kim olursa olsun) sizi sevdiğini söylüyorsa durun ve düşünün: Bu sevgi bir nedene dayanıyor mu, dayanmıyor mu? Eğer dayanmıyorsa, bu tespiti yapabiliyorsanız o kişinin sevgisinden emin olabilirsiniz. Bir nedene dayanan edim sevgi değildir, bırakın gitsin.

Sevgi; hiçbir nedene, hiç bir çıkara, hiçbir beklentiye dayanmaz. Sevginin hiçbir amacı, hiçbir hedefi yoktur.

Birini sevdiğinizi söylemeden önce düşünün, içinize sorun: Sevginiz bir nedene dayanıyor mu dayanmıyor mu? Bunu en iyi siz bilirsiniz.

1 yorum:

Fahrettin ÖZDEMİR dedi ki...

Güzel bir yazı yazmışsınız. Ama ilginçtir ki, bende nedensiz seviyorum. Yalnız sevdiğim kişinin beni sevmemiş olması yada güvensiz oluşu beni çok büyük bir şekilde incitiyor ve üzüyor. Yoksa ben nedenli mi seviyorum? Herhangi maddi bir beklentim yok. O kişinin asla zarar görmesini de istemem, hatta belki canımı bile feda edebilirim. Peki bu durum nedir? Canımı bile feda edebileceğimi söylediğim bir kişinin beni sevmiyor ve güvenmiyor oluşu neden beni yaralıyor. Bunu anlamıyorum.

Belki'de sevgim nedenlere dayalı ve ben hâlâ bunun farkında değilim. Tek duyduğum ise gerçeğin dayanılmaz acısı...

Hürmetler.
Vesselâm.