29 Eylül 2009 Salı

KUTSALIN BİLGİSİ: AŞK VE ÖZGÜRLÜK

Ayşe YALOVA

 Sınırsız özgürlük, bir insanın kendisiyle Tanrı’yı, önceyle sonrayı ayırmaksızın tüm isteklerine göre yaşamasıdır(1). Hürriyet, asli varlık olan Allah’a ulaşmayı engelleyen, insanı özüne yabancılaştıran her şeyden kurtulmaktır. Hürriyet insanın özünü bulmasıdır. Hürriyeti gerçekleştirmek için aslın temsil ettiği ulûhiyetle parçanın temsil ettiği ubudiyetin birleşmesi lazımdır(2). Kurtuluş ya da hakiki hürriyet insanla Allah’ın vuslatı noktasıdır.
Vahdet-i Vücud (Varlık Birliği) görüşünde yaratanla yaratılan özdeştir. Yaratma ,yoktan var etme değil, gizlilikten açığa, görünüş alanına çıkmadır. Yaratılış, var olma biçiminde değil, Tanrı’nın özünden fışkırma(sudur) biçiminde olur. Tanrı görünüm alanına çıkar; kendini insanla ortaya koyar. Varlığın birliği, insanın kendini aşarak Tanrı’ya yönelmesi; doğadakilerin Tanrı’ya yönelmesi ve Tanrı cevherinin görüntüleri olduğu anlayışı, Vahdet-i Mevcud’da tüm varlığın birliğine, doğada görünen her şeyin Tanrı’nın parçası olduğu ve varlığın ancak Hakk’la ortaya çıktığı anlayışına ulaşır. İnsan “birlik”e ulaşabilmek için “aşk”la bağlanmalı ve kendini tümden adama yolunu seçmelidir. Bu süreç; bilmek, bulmak, olmak sürecidir(3).
Bilmek, bizi fiziksel olarak sınırlayan dış dünyanın ve ölümsüz ruhumuzu içimizde mahkûm yapan insan aklının esaretinden kurtuluşa götüren kutsal bilgiyi vurgular. Kutsalın bilgisi, özgürlüğe ve her türlü kölelikten ve sınırlamalardan kurtuluşa götürür; çünkü kutsal sınırsız, sonsuz ve Ebedi’den başkası değildir. Bilgi kurtuluşa götüren bir araçtır. Bilmek kurtulmaktır(4).
Allah’ı bilme, var olan her şeyi bilmek ve böylece tüm sınırlayıcı var oluşların esaretinden kurtulmaktır. Sıradan bilgi var olan şeylerin özellikleri ve durumları hakkındadır. İnsanı özgürlüğe ve kurtuluşa götürmez. Kurtuluşa götüren bilgi var oluşun kökenindedir. Aşk, varlığın sebebidir. Allah, gizli bir hazine idi ve bilinmek istedi. O halde bütün gerçeği ve bütün bilgiyi içeren ve bütün sınırlamalardan kurtaran bilgi, aşksız mümkün değildir.
Bilmenin en iyi yolu kişinin nefsini temizlemesi ve böylece kalbin bütün bilgilerin aynası haline gelmesidir. Arınma,  insanın kendi ya da kişi olmasını engelleyen her tür şey ve değerden kurtulmadır. Aşk duyabilmek için “kişi” olmak gerekir(5).
Allah’ın dışındaki her şeyden kurtulan ruh fena’ya erer. Burada Yaratıcı, bütün kudret ve tasarrufuyla saflaşan benlikte tecelli etmeye başlar. Burada hürriyet, Allah dışındaki her şeyin efendisi olmaktır. Kişi, artık dünyaya, onun efendi ve kölelerine, onların yaşamlarını düzenleyen şeriatına egemendir. Fani olan hiçbir şeye değer vermeyen ve Allah’tan başka hiçbir varlık önünde boyun eğmeyen kişidir. Dünyaya karşı esaretten kurtulmuş olduğundan her şey karşısında hürdür.
Kutsal bilginin elde edilebilmesi için mutlaka bir sevgi öğesi bulunmalıdır. Çünkü bu bilginin amacı birleşmedir. Tanrı’da birleşen bu bilgi sevgi öğesini içerir, aşk olur. Tanrı’yla birleşme beşer olarak değil kemale ermiş insan olarak varlığını sona erdirebilmek, kendi ben’ini “Ben” içinde yeniden inşa etmektir. Ve bu yüzden en üst makam olan Fena Fillah, Tanrı’da yok olma değil, Tanrı’yla birleşerek-yani bu birliğin farkına vararak- benliğin yeniden kurulmasıdır(6).

Ben ve Sen arasındaki benim “benliğim” eza kaynağıdır.
Benim “benliğimi” senin olan “benliğimle” aramızdan kaldır.
                                                                                     Hallâc

Böylece Tanrı’yla arada hiçbir engel ya da perde kalmaz. Bu bilgi kalpte, gönülde bulunur ve akıl ile bedeni dönüştürür. Bu bilgi hem bedenin hem de ruhun eğitimini içeren bir süreçle edinilir. Bu süreç, kişinin kendi özünden uzaklaşmasına sebep olan “dünyadan”, şüphe ve vesveseden kurtularak kesinleşmesini sağlar. Bilgide, görüşte ve Allah’ta kesinleşmek. (İlmel yakîn/Ayne’l yakîn/Hakkel yakîn)
Eğitim ancak onu taşıyabilecek yeterlikte olana verilir. Zira bu çok uzun ve güçlerle dolu sayısız aşamadan geçmeyi gerektirir. İnsanda bir şey ölmeli ve bir şey inkişâf etmelidir ki ancak ondan sonra Aşk’a erişilsin(7).

Ruhumu sevgilinin ateşinde pervane gibi yakarım
Sevgilisine ulaşan onun için yanarmış.
                                                                       Nesimi

Yok oluşumda yok oluşum yok oldu,
Ve yok oluşumda buldum seni.
                                                                       Hallâc



Notlar:
(1)              (1)            R.Çamuroğlu, Sabah Rüzgârı, İst. Metis,1993 s.66
(2)              (2)            Y.N.Öztürk, Kur’an ve Sünnete Göre Tasavvuf, İst, Fatih,1979,s.113
(3)              (3)            B.Öz, Alevilik Nedir?, İst. Der,1995,s.138
(4)              (4)            S.H.Nasr, Bilgi ve Kutsal, çev. Yavuz Yazar, İst.İz,1999,s.319
(5)              (5)            R.Çamuroğlu, age.s.97
(6)              (6)            R.Çamuroğlu, age.s.85
(7)              (7)            S.H.Nasr,age. s.323

0 yorum: